Orff Yöntemi ve ORFFESTRA


ORFF YÖNTEMİ 

Müzik, hareket, oyun ve dans. Bu pozitif terimler, her insanı mutlaka, kendini ifade etme biçimi olarak, bir yerinden yakalar. Hepsinin temelinde estetik anlayış, ifade etme biçimi/ yeteneğin kuvvetlenmesi, yaratıcılık ve keşif vardır. Hepsi kadar önemli diğer nokta ise, grup halinde yapılan bu çalışmalar, bütün sınırların ötesinde insanları birleştirir, bilinmeyeni ortaya çıkarır, eğitim becerilerini geliştirir. Bireyin, yaratıcı gücü motive edilerek, kendine olan güven duygusu ortaya çıkarılır.

 İnsan bedensel bir varlıktır. Çocuğa “kapı açmak” öğretilecekse, çocuk hareket etmeli, kapıya kadar gitmeli, orada deneyerek, yaşayarak bu kavramı öğrenmelidir. Mekanın 3 boyutlu olarak algılanması en önemli noktadır. Bütün duyuların açık tutulduğu, çok kanallı öğrenmede, bilgi daha kolay benimsenir. Oysa ki, öğrenme sürecinde “edilgen” taraf olmak, algılanan bilginin kolayca unutulmasına sebep verir. “Yaparak öğrenme”, ya da “aktif öğrenme” kanallara gönderilen bilginin içselleştirilmesini sağlar. Bu bağlamda, hareket etmeden yapılan bir müzik eğitimi, sadece işitsel olacaktır. Müzik eğitimi de, içinde barındırdığı “ritm” olgusu itibariyle hareketten ve danstan ayrı düşünülemez.

 Herşeyin temelinde ritm vardır. Dünya; belli bir hızda, aynı ritmle döner, kalp; belli hızda, belli ritmle atar. Saat belli metronomla ilerler. Görüldüğü üzere; ritm hayatın zaten içinde var olan bir kavramdır. Erken yaş müzik eğitimi’nde ritm, bireyin kendi ifade olanağıyla ortaya çıkarılmalıdır. Birey ilk etapta, içsel ritmini keşfetmelidir. Bunu da hereket ederek ve bedenini kullanarak sağlayacaktır. Bedenini bir enstrüman olarak kullanan birey, içsel ritmini de keşfeder. Dünyada var olan herşeyin sesi/sesleri vardır ve bu çeşitlilik denizinde bunu deneyebileceğimiz en yakın nesne “bedenimiz”dir. Müzik üretiminde kullanılan çeşitli ritm çalgıları da bunu destekler.

 Beden kullanımı yalnız bir enstrüman olarak değil, aynı zamanda bir ifade aracı olarak mimik, jest ve drama ile de anlam bulur. Birey, beden dilini kullanmayı da keşfeder. Müzik, ancak kişinin kendisinin müzik yaptığı ve enstrümanla onu kavradığı ölçüde gerçekten içselleşrieilebilir ve kavranabilir. Ancak bir çok insanın elinde başka bir enstrümanla deneyim kazanma olanağı bulunmadığından kullanabileceği tek enstrüman bedenidir. Ancak bedenin kullanımı dinlemeyi doğurur. Müziğe göre bedenini kullanan çocuklar, ritm ve melodiden algıladıklarını dışa vurmaya çalışırlar.

 Çalışmanın kapsamındaki diğer bir öge ise, şarkı söyleme, üretmedir. Ancak bu, doğru dil kullanımını gerektirir. Günümüzde, hala “İstiklal Marşı” doğru Türkçe ile söylenmemektedir. Kelimeler anlam bütünlüğü bozulmadan, doğru ifade edilmelidir. Doğru dil kullanımı, erken yaş müzik eğitiminde üzerinde durulması gereken önemli bir noktadır. Bu aşamada “dinleme” kendini gösterir. Müziği, eğitmeni, arkadaşını saygıyla dinleme, karşılıklı ya da bireysel sıra ile şarkı söyleme, enstrüman çalma, hareket etme, dans etme çalışmanın her aşamasında merkez kabul edilir.

Çocuk yapabileceğinin en iyisini “oyun” içinde yapar. Orff eğitimin ortak paydası “oyun”dur. Çünkü “oyun ortamı” katılım, birlikte hareket edebilme, yaratıcılığın ortaya çıkması, bireyin kendi potansiyelini rahatça ortaya koyabilmesi ve yine bireyde merak uyandırıp motivasyonu artırması, farklı fikirleri kabullenebilme açısından önemli bir katkı sağlar. Çocuğun kendini rahat hissedebileceği, korku-kışkırtma duymadığı, sıkıştırılmadığı, bastırılmadığı ortamda “elementer eğitim” kolaylaşır.

 Carl Orff’un Elementer Müzik ve Hareket Eğitimi anlayışı her çocuğun kendine özgü bir yeteneği olduğunu kabul eder. Müzik ve hareket eğitiminde söz konusu olan sadece müzik eğitimi değildir. Amaç insan yetiştirmektir. Bu tür bir eğitim ders programlarında belirlenen müzik derslerinin çok ötesindedir. (Ulrike Jungmair)

 

ORFFESTRA NE YAPAR?

Son derece derin ve köklü bir tarihi olan Türk müziğini, Orff Schulwerk ile birleştirerek katılımcılara farklı bir bakış kazandırmayı hedefleyen Orffestra;

* Türkiye’de fazla uygulanma alanı bulunmayan; kendi usul ve makamlarımızı tanıtıcı çalışmalar,

* Usüllerimizden yola çıkan beden perküsyonu uygulamaları,

* Kendi bestelerimizden oluşan makamsal, polifonik ya da tek sesli şarkı öğretimleri,

* Birleşik ölçülerin uygulamalı olarak öğretilmesi ( 9/8 - 5/8 gibi)

* Edilgen değil etken bir müzik eğitimi sağlayarak, hareket ve oyunun eğitime dahil edilmesi gibi çeşitli çalışmalar ile katılımcılara farklı bakış açıları kazandıracak.

* Materyal destekli oyunlar, kendi şarkılarımızdan oluşan bir repertuar, el göz koordinasyon oyunları, beden perküsyonu, motor beceri gelişimine yönelik uygulamalar, hikayeler ve örüntü çalışmaları içeren;

Çocuk gelişimi, okul öncesi öğretmenleri, sınıf öğretmenleri, müzik ve drama öğretmenleri, terapistler, psikologlar, branş öğretmenleri hatta ailelerin de eğitimlerden faydalanabileceği yararlı bir seminer olacaktır.

Kampanyaları Kaçırmayın


Öğretmenimi severim. 6 aydır gitar dersi alıyorum. 6 yaşındayım.Müzik çok iyi birşey. Ders almaya geldiğimde çok mutlu oluyorum.Daha dün annemizin, Ali baba’nın çıftliği, pembe panteri ve Guffi şarkısını öğreniyorum. Resa Budak Gürbüzer, İlkokul 2. Sınıf.
Resa Budak Gürbüzer

Arkadaşlarına tavsiye et!


Müziğin Çocuk Gelişimdeki Etkisi
Bilindiği gibi müziğin temel eğitimindeki ilk amacı duygu ve düşünceleri müzikal olarak ifade etme, çocukta… devam>>
Çocuklarda Müzik Yeteneğinin Keşfedilmesi
Bu haftaki yazımızda ‘Çocuklarda  Müzik Yeteneğinin Keşfedilmesi ‘ konusuna değineceğiz.  Müzikle hareket… devam>>
Müzik Heryerde
Müzik, insanın, yaşamının her döneminde iç içe olduğu bir olgudur. İşitme yeteneği kazanıldığı andan… devam>>